17 Mart 2017 Cuma

Giriş

İnternet çöplüğünde yığılı kalan trilyonlarca gönderinin uğradığı akıbete uğrama ihtimali olmasına rağmen insan, belki bir duyan, belki bir gören olur diyerek, kendini anlatabileceği en uygun alanda ortaya koyuyor.

Biz  notalara sarılanlardanız.

İnsan olmaktan mütevellit ''kabul edilme'' sanrısına karşı koyamadık. Gene de derin derin düşünüyoruz doğrusu bu mudur diye.

Bay Yüzkitabı’nın bizi tanıdığı/tanıttığı yere kadar olan Biz, sınırlarımızdan memnun olamadık. Her insan bundan daha fazlası olmalı dedik ama bizim inandırıcılığımız Bay Yüzkitabı kadar değil elbette.

Buna rağmen her gün aynaya kendisinden daha güzel var mı diye soran kötü ve bedbaht kraliçe gibi sevgili Bay’ın karşısına geçmemezlik edemedik. Bize söylediklerini ise hiç beğenmedik. Biz ya kötü değiliz ya da Bayım yalan söylemekte ya da en kötüsü bizim nağmeler için hiçbir umut yok.

Gene de umut bittiği an ölüm an meselesi.

Biz belki anlattıklarımız eksiktir diyoruz. Etrafta bir sürü kuş var ve bizim kediler hala birini bile yakalayamadı (ne mutlu ki) diye düşünerek notalara dökmeye çalıştıklarımızı biraz da yazalım istedik.

Sonrasında Yüzkitabı’na danışmaya son verince de dursun şöyle köşede.

0 yorum: