17 Mart 2017 Cuma

Bergüdaş (yi year) - I

Gitarlarımızın fosforlu olmadığından oluyor sanki bunlar, daha görünür bir renkte olsa idiler görünürlerdi elbet ya da afilli ceketlerimiz olmadığından da olabilir. Bir sürü teorimiz var bununla ilgili,  tam yerine oturamadı henüz hepsi sanki. Parmaklarımızın yapacağı daha iyi bir işi olsaydı ya da belki kulaklarımız süregelen şeylerle yetinseydi bunların hiçbirine gerek kalmazdı ne de  kendi içe dönük sorgulamalarımıza.

Sorgulama derken yanlış anlaşılmasın, orada burada hangi notaya bastığımız ya da doğru basıp basmadığımız ya da sessizlik olması gereken yerde gürültücü olup olmadığımızla ilgili kesinlikle değil, daha çok alıcı satıcı arasındaki bağlarla ilgili.

Satmaya çalışıyormuşuz gibi ama tam olarak değil. Gizli hikaye olarak gömülü kalsak daha iyi gibiymiş diyoruz, kazan kazar, ya da oracıkta sonsuzlukta, mezarında kalırdı bize ait olan her şey.

Ne de olsa; dokunulmayan, sorgulanmayan, nefret edilmeyen, sevgi duyulmayan tek yer. “Sonsuza kadar”da kalırdı.

Evren notaların frekanslarına dokunamıyor her nedense, bizi yaşlandırıp kurtlandırmasını çok sevse de…

Uzun lafı kısası yok bu hikayede, ağaç yaşken eğilirmiş ya, ağaç yaş değil artık.

0 yorum: