17 Mart 2017 Cuma

Aspidistra - I

Eve sonunda bir Aspidistra aldık. Yemin etmiştik almayacağımıza…

Aslında aspidistra George Orwell’in kitabında geçen bir sembol sadece. Orta sınıf tüm ailelerin evinde var, olmayan aile yok gibi birşey. Sınıf atlama özentisindeki dar gelirlilerin statü simgesi. Evde aspidistra olması; ''ben de sizler gibiyim, beni topluluğunuza alın'' demenin sembolik hali.

Kahramanımız, o insanlardan biri olmamak adına büyük mücadele veriyor. Potansiyelini kullanmıyor, ne çalışmak istiyor ne de yükselmek gibi bir hayali var. Kendisi bir reklamcı ama kapitalizmin yutturmacası olarak gördüğü reklamcılıktan nefret ediyor. Dar gelirli ailelerin yaşamaya çalıştıkları özenti hayatlardan da nefret ediyor.

“Çevresinde gördüğü neredeyse tüm tipler, özellikle de yaşlı olanları, onu sinirden kıvrım kıvrım kıvrandırıyordu. Para tanrısına tapınmak tam da böyle bir şeydi. Yerleşmek, eşya sahibi olmak, ruhunu bir villa ve bir aspidistra için satmak. Tipik ‘sinsi adamlara’ dönüşmek. Ne kader ama!”

İşte bu anlatılanlar içimizden birini tasvir etti. Her türlü sosyal statüye karşı gelmeye çalışmanın, direnmenin ne derece zor olabileceğini biliyoruz elbette.

Paranın simgelediği tanrıdan vazgeçmek de kolay iş değil. Tam da burada çelişkiler giriyor devreye, kendi yolu mu doğru yoksa milyonların yolu mu?

Karanlık ve yağmurlu havalar onun için özellikle çok zor. Ayakkabıları yırtık ve montu çok eski. Mecazi olarak -ya da diğer bir deyişle toplumsal normların dışında olması dolayısıyla- uçurumun kıyısında.

0 yorum: